Menü
       Ana Sayfa
       Forum
       Dosyalar
       Dökümanlar
       Üyeler
       Önerilen Siteler
       Arama
       Hakkımızda

En Çok Okunan 10 Döküman
 
1 HÛTAME 2391
2 İÇLİK 2360
3 EY TALİP 2347
4 GÖZ AĞRISI 2326
5 Satranç Dersleri 3 2302
6 SATRANÇ DERSLERİ - 1 2287
7 Satranç Dersleri 6 2280
8 Satranç Dersleri 4-5 2239
9 AMAROK 2215
10 Satranç Dersleri 8 2166
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 Kemal Çiçek 336
2 BUGÜN 14 HAZİRAN 621
3 BAHŞI 1025
4 HAVA-SIZLANMA 873
5 ÖLÇÜ-KADER 979
6 ISSIZLIĞI ÜNLEMEK 1221
7 ÇEVRE BENİM 1199
8 ÇEVRE ve ŞEHİR 1408
9 BAYRAMINIZ BAYRAM 1612
10 HÛTAME 2391
 


En Çok Bakılan 10 Dosya
 
1 HAVA-SIZLANMA 876
2 İlhami Çiçek - Münze 732
 

Son Eklenen 10 Dosya
 
1 İlhami Çiçek - Münze 732
2 HAVA-SIZLANMA 876
 
DUYURU

SEVGİLİ DOSTLAR,

AĞABEYİM, MERHUM ŞAİR İLHAMİ ÇİÇEK'İN KALEMİNDEN ÇIKAN ŞİİR VE YAZILAR; KETEBE YAYINLARI'NDAN BU HÜZNÜN MESNEVİSİ ADIYLA 01 MAYIS 2018'DE YAYIMLANDI VE KİTABEVLERİNE DAĞITIMI YAPILDI.

DOSTLARA VE OKUYUCULARA DUYURULUR.

YİNE AYNI YAYINEVİ TARAFINDAN BASILACAK; İKİNCİ KİTAP ŞAİRİN HAYATI, ÜÇÜNCÜ KİTAP ERZURUM’DA AHİLİK VE YAŞAYAN AHİ GELENEKLERİ ADLI MEZUNİYET TEZİ VE DÖRDÜNCÜ KİTAP; ŞAİRİN ŞİİRİ, EDEBİ KİŞİLİĞİ SANATI HAKKINDA YAZILANLARDAN OLUŞAN DERLEME İLE OKUYUCULARLA BULUŞACAK.

Mehmet Latif Çiçek

MERHABA

Merhaba Sevgili Okuyucular,

İnsan; hayatı anlamlandıran kavramların toplamıdır. Aşk, sevgi, emek, değer, paylaşmak, cennet-cehennem vb.. Öleceğini bilen tek canlı insanın ömrünü hayat yapan şey, içini doldurduğu kavramlardır. Gözümüzü açtığımız dünyayı algılamak, öğrendiklerimiz ve tanık olduklarımızı anlamlandırarak bizden sonraki kuşaklara aktarmak bizi insan yapan özelliklerimizdir. Hayatın merkezine insanı koyan bir anlayış sınırlarımızı belirliyor.

İletişim araçlarının yaygınlaşması ve kullanım kolaylığı, hayatın karşımıza çıkardığı zorluklara karşı gösterdiğimiz tepkilerin kamuoyunda internet aracılığı ile paylaşılma fırsatı veriyor. Bu site duyargaları açık, insanla ilgili, insani olan değerlerin paylaşılarak çoğaltılması için kuruldu. Kanaatleriniz, görüşleriniz bizim için önemli, çünkü emeğin yeryüzünde kutsanması adına gösterilen gayretleri dillendirilen site olmak varlık nedenlerimizden biridir.

Eğitim, tarih, edebiyat, şiir, roman, hikâye, mizah, senaryo ve güzel sanatların her türü takipçilerimizin katkısıyla herkesin kullanımına sunulacaktır. Zaman içerisinde sanatın bütün dallarında doyurucu yayın yapmak ve hayatı yaşanılır kılma mücadelesine karınca kararınca katkı sunmak bizi mutlu edecektir.

Ağabeyim şair İlhami Çiçek’in adına 1990 yılında bastırdığımız göğekin kitabını siteye üye olanların indirme fırsatı olmasının yanında, bugüne kadar şair hakkında bilinmeyenlerin, aile olarak, edebiyat tarihine girmesi ve gelecek kuşaklara doğru anlatılması için, hakkında yayımlanan her türlü yazı, metin, şiir vb.. yayımları da bulabileceğiniz bir dosya hazırlıyoruz. Zaman zaman merhum şair hakkında yayıma hazırlamaya çalıştığımız kitabın içeriğinden parçalar da paylaşıma sunulacaktır. Şair hakkında elinde belge, bilgi, resim ve her türlü metin bulunan site takipçileri bunları gönderirlerse katkılarını kamuoyuna duyurmaktan memnun olacağız.

Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinde önemli bir kurum olan Köy Enstitülerinin, 1950 mezunu olan, eğitimci, babam öğretmen merhum Kemal Çiçek'in hayat hikayesini ileride yayımlayacağız. Aynı zamanda Doğu Anadolu insanının makus talihini sabırla ve ilmek ilmek örerek yenmek için nasıl mücadele verdiğini okuyacağız.

Yarım yüz yıl önce vefat eden, Erzurumlu şair Ali Özden’in Doğu Anadolu'nun ücra beldelerinde Sağlık Memuru olarak çalışırken, tanık olduğu olaylar ve insanların dramlarını, türk edebiyatının en müstesna dalı olan hiciv türünde yazdığı şiirlerle anlattığı kitabını bölgede alan araştırması yapan tarihçilere de kaynak olacağı inancıyla yayımlıyoruz.

Zaman içerisinde kamuoyu gündemindeki konularla ilgili anketler düzenlemek, sonuçlarını paylaşmak sizlerin katkısı ile gerçekleşecektir.

Sağlık ve esenlik diliyoruz.

Mehmet Latif Çiçek

SON EKLENEN YAZI
Kemal Çiçek
Kemal Çiçek 


KEMAL ÇİÇEK 1930-2010

Erzurum, OLTU İlçesi, Ayyıldız Köyünde, 1930 yılında doğdu. Altı kardeşli bir ailenin oğludur. PULUR KÖY ENSTİTÜSÜ- Öğretmen Okulunu -1949-50 yılında Ayyıldızlı Pekiyi derece ile bitirdi. Sırasıyla;  Arıstı köyünde göreve başladı, bir yıldan sonra kendi köyü Ayyıldız’a atandı ve sekiz yıl çalıştı. 1959 yılında Ankara’ya yedek subay kursuna katıldı. İzmir’de yedek subay-Bahriyeli-lık yaptı. Askerlikten sonra Erzurum, Horasan ilçesi, Hacı Halil köyüne atandı. İki yıl görev yaptıktan sonra Oltu-Damarlıtaş-Konpur- köyüne atandı. Altı yıl çalıştığı Damarlıtaş köyünden o tarihlerde hükümetin aldığı, Cezaevlerinde mahkûmların eğitilmesi için öğretmen görevlendirilmesi kararı ile Oltu merkez, Ceza ve Tevkif Evine öğretmen olarak atandı. Üç yıl sonra Erzurum, Gazi İlkokuluna atandı. Son olarak,  Yetiştirme Yurdunda çalıştı. 28 Haziran 2010 tarihinde Alanya’da bir trafik kazasında rahmeti rahmana kavuştu.

Şair İlhami ÇiÇEK'in babası Kemal Çiçek altı çocuk yetiştirdi.

Bu eğitim neferinin hayatı hakkında kapsamlı bir metin çalışmasını tamamladığımızda yayımlayacağız.


...
DEVAMI
GÜNÜN YAZISI:

  SAĞALTIM-SİNERJİ



           Eğitimci olmanın insana yüklediği ve kalıtımla gelen sorumluluk duygusu mesleğe adım attığınız andan itibaren doğanızla örtüşmüşse huya dönüşüyor. Sokağa çıktığınızda, işyerinizde veya benzeri ortamlarda karşılaştığınız her kişi, nesne, objeyi ve yaşadığınız olayları mesleki tutumunuzla irdelediğinizin farkına varamıyorsunuz. Sözgelimi, birisine bir konuyu anlatırken, yer tarif ederken veya soru sorarken, sanki karşınızda öğrenci var ve bir şey bilmiyormuş gibi varsayarak cümlelerinizi kuruyorsunuz. Cümleleri bir kaç kez tekrarladığınızı fark etmiyorsunuz. Anlattığınız konunun önemini vurgulamak için sesinizi yükselterek konuştuğunuzun karşınızdaki kişide nasıl bir algıya dönüştüğünü önemsemiyor veya dikkate almadığınız duygusunu güçlendiriyorsunuz. Üslubunuzun doğru ve etkili, anlattıklarınızın önemli olduğuna inandığınız için, karşınızdakinin ne kadarını anlayıp, ne kadarını anlamadığını ölçer gibi bir ifade ile bakıyorsunuz. Eğer muhatabınız sizi uzun zamandır tanıyan biri değilse ve o an ki ruh hali meramınızı, neyi anlatmağa çalıştığınızı zihninde doğru oturtmamışsa ve daha önemlisi odaklanma süresi saniyelerle sınırlı ise iletişimde maksadınız hâsıl olmuyor. Muhatabınız anlattıklarınızı değil sizi yorumlamaya çalışıyor. Bu duruma içinde bulunduğunuz kurum-genelde kamu kurumları- hiyerarşisi içinde, yani çalışanların yaptıkları iş ve mesleki birikimlerinden süzülen kanaatlerini üstleriyle, doğru iletişim dili oluşturulamadığı için paylaşamadıklarını da ekleyebiliriz. 

            Genel çerçeveden bakarak biraz daha açalım. Hangi toplumsal gurubun içinde yer aldığınız, çeşitli meslek alanlarından birine mensup olmanız veya toplumun benzeşmeyen, çeşitli katmanlarında yaşıyor olmanız da bile durum pek farklı değil. Mesleğinizin eğitimle ilişkili olması da gerekmiyor. Bu ülkede yaşıyorsanız, gözünüzü, kulağınızı kapatmıyorsanız, dışınızdaki dünyada yaşanılanları sorgulamak ve doğru çıkarsamada bulunmak için, çevrenizle kanaatinizi paylaşmak, çağımızda uygar ve duyarlı insan olmanın gereğidir. Tanık olduğum bir olay somut bir örnektir. Geçmiş yıllarda, Merkez Bankasının Ankara’dan İstanbul’a taşınması konusu gazetelerde haber olmuştu, Ege bölgesine yaptığım bir seyahat vesilesi ile bir köy kahvesine çay içmeye uğradım. Köyün yaşlıları Ankara’dan geldiğimi öğrendiklerinde; -Merkez Bankasını da İstanbul’a daşıyonuz, niye? Hökümetin başka işi mi yok, Angara’nın neyi eksik? gibi sevimli sorularına muhatap olmuştum. Çoğu sekseni aşmış, ücra bir köyde yaşayan bu insanların, hayatlarında hiçbir değişiklik yapmayacak bir konuya gösterdikleri duyarlık beni şaşırtmıştı. Siyaset, dış politika, sağlık, eğitim, yol yapımı, yatırımlar veya teknik ayrıntıları çoğunluğun bilgisinin yorum yapmağa yeterli olmadığı konular olabilir. İnsanlar; yaptıkları işlerle ilgili veya farklı konularda, iletişim araçlarından edindikleri eksik, yanlış bilgilerle öğrenseler de, kanaatlerini paylaşmak ve ilgililere, yetkililere bildirmek zorunda hissetmeleri bu toplumun örfüdür. Okuyan bir toplum olduğumuz söylenemez. Bugünün koşullarında, medya aracılığı ile her türlü bilginin edinilmesi kolay ama onları doğrulatması için kaynaklara bakacak zaman ayırmak herkesin harcı değil. Bu yüzden medyanın toplumu hemen her konuda ve her gün, doğru bilgilendirdiği zannedilmekle beraber bu bilgilerin her hangi bir konuda isabetli sonuçlara işaret edecek yorumlara vesile olması ancak falda söylenen beyaz yalanlar kadar ihtimal dâhilindedir.

           İnternet üzerinden yapılan paylaşımlar; çeşitli karikatürler, müzikler, filmler, tarihi kişiliklere atfedilen özlü sözler insanımızdaki yalnızlık duygusundan kurtulma, kendini ifade etme ve kabul görme isteğinin göstergesidir. Bu tür iletişim ve paylaşma yöntemi geçmişte de vardı. Yüzyılın başında, Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi romancıların-Kaynanam Nasıl Kudurdu, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-vb. roman kahramanlarına yaptırdığından farklı bir şey değildir. Psikolojide sağaltım-terapi- olarak adlandırılan mahalle dedikoduları bugün elektronik cihazlarla sürdürülmektedir ve roman kahramanlarına rahmet okutacak düzeye gelmiştir. Anlatmak istediğimiz, iletişim kurmanın, kişisel sağaltım sağlamanın ötesinde bilginizi, birikiminizi, deneyiminizi evde ailenize, çocuğunuza, işyerinde meslektaşlarınıza ve üst yönetime aktarma becerinizin önemine işaret etmektir. Çünkü çocuğumuza aktaramadığımız deneyim ve birikim ile çalıştığınız kurumda paylaşamadığımız veya aktaramadığımız deneyim ve birikimin oluşturacağı sinerji kaybı aynı zamanda ülkemizin de kaybıdır.

           Kaybın hesabını yapmadan önce insan yetiştirme kurumumuz olan eğitim teşkilatına bakmak lazım. Halen eğitim teşkilatının yöneticileri, bir milyona yakın eğitim görevlisinin, her gün, örgün ve yaygın eğitimde, yaklaşık yirmi beş milyon öğrenci ile yüz yüze kurduğu iletişimin oluşturduğu potansiyeli ne kadar dikkate alarak eğitimde temel kararları alıyor? Daha doğrusu karar vericiler uygulamanın içerisinde olan mensuplarının, alanda yaptıkları görevden ötürü karşılaştıkları sorunlara ve ürettikleri çözüme göre edindikleri deneyimi dikkate alıyor ve yararlanıyorlar mı? Bu soruya çok rahat evet demek için TV’lerden her gün gördüğümüz yaşanan kargaşayı yok saymamız gerekir.  Toplumsal olaylarda, özellikle gençlerin ağırlıklı katılımı ile son yaşananlara bakarak bu sorunların sağlıklı iletişim kurulamayan konularda tahammülsüzlükleri nasıl tahribata dönüştürdüğünü görmemek için kör olmak gerekir.  Tahammülsüzlük kavgaya ve adli olaylara kadar vardığında, devletin bütün kurumları devreye giriyor, çözümü için onca emek, zaman ve maddi kayıplar olması bir yana toplumdaki kırgınlıklar bilinçaltında katran gibi birikiyor. Mahkemeler tarafları hukuki sonuca ulaştırsa da toplumun zihninde, adaletin tecelli ettiği inancını sağlamıyor. Toplumun belleğindeki devlet kavramı içeriğinden eksiliyor. Bu nedenle sağlıklı iletişimin temel sorun olarak, öncelikle okullarımızda ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini söylemek mümkündür.

            Temel soru şudur; Birey olarak, bildiğiniz bir konuda, dinlemeye hazır olduğuna inandığınız muhataplarınıza bilginizi, deneyiminizi, birikiminizi doğru iletişim dili ile arzu edilen düzeyde nasıl aktaracağınızdır. Birey olarak deneyimlerinizin, bilginizin önce ailenizle, çocuklarınızla kuracağınız iletişim becerinizin aktarılma derecesi size mensubu olduğunuz kurum içinde birikim ve deneyiminizi ne düzeyde aktaracağınızın ipuçlarını da verir. Aksi tecrübeyi tarif eden fıkra gibi olur. Tecrübe kedinin kuyruğuna bağladığı fener gibidir. Kediye değil, arkasından gelen-olursa-e faydası olur.


 23.10.2013

Haberler
MERHABA  
  [1]  
Aktif Forum Konuları
Başlık (!) Konuyu Açan Okunma
  İlhami Çiçek'in Diğer Yarısı Korkut 1320
  GÜLÜŞÜNÜZ SABIKALIDIR yolcu 1229
İstatistikler
Toplam Okunma: 154099
Toplam Üye: 33
Son üyemiz: Mehmetk
Online kişi: 7
Online üyeler:


Anket

Eklenmis Anket Yok!
  
www.mehmetlatifcicek.com
www.mehmetlatifcicek.com
www.temalar.com