Menü
       Ana Sayfa
       Forum
       Dosyalar
       Dökümanlar
       Üyeler
       Önerilen Siteler
       Arama
       Hakkımızda

En Çok Okunan 10 Döküman
 
1 HÛTAME 2123
2 İÇLİK 2091
3 EY TALİP 2086
4 GÖZ AĞRISI 2085
5 Satranç Dersleri 3 2028
6 Satranç Dersleri 6 1999
7 SATRANÇ DERSLERİ - 1 1986
8 Satranç Dersleri 4-5 1978
9 AMAROK 1934
10 Satranç Dersleri 8 1868
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 Kemal Çiçek 41
2 BUGÜN 14 HAZİRAN 380
3 BAHŞI 649
4 HAVA-SIZLANMA 633
5 ÖLÇÜ-KADER 758
6 ISSIZLIĞI ÜNLEMEK 1010
7 ÇEVRE BENİM 1000
8 ÇEVRE ve ŞEHİR 1195
9 BAYRAMINIZ BAYRAM 1395
10 HÛTAME 2123
 


En Çok Bakılan 10 Dosya
 
1 HAVA-SIZLANMA 629
2 İlhami Çiçek - Münze 449
 

Son Eklenen 10 Dosya
 
1 İlhami Çiçek - Münze 449
2 HAVA-SIZLANMA 629
 
MERHABA

Merhaba Sevgili Okuyucular,

İnsan; hayatı anlamlandıran kavramların toplamıdır. Aşk, sevgi, emek, değer, paylaşmak, cennet-cehennem vb.. Öleceğini bilen tek canlı insanın ömrünü hayat yapan şey, içini doldurduğu kavramlardır. Gözümüzü açtığımız dünyayı algılamak, öğrendiklerimiz ve tanık olduklarımızı anlamlandırarak bizden sonraki kuşaklara aktarmak bizi insan yapan özelliklerimizdir. Hayatın merkezine insanı koyan bir anlayış sınırlarımızı belirliyor.

İletişim araçlarının yaygınlaşması ve kullanım kolaylığı, hayatın karşımıza çıkardığı zorluklara karşı gösterdiğimiz tepkilerin kamuoyunda internet aracılığı ile paylaşılma fırsatı veriyor. Bu site duyargaları açık, insanla ilgili, insani olan değerlerin paylaşılarak çoğaltılması için kuruldu. Kanaatleriniz, görüşleriniz bizim için önemli, çünkü emeğin yeryüzünde kutsanması adına gösterilen gayretleri dillendirilen site olmak varlık nedenlerimizden biridir.

Eğitim, tarih, edebiyat, şiir, roman, hikâye, mizah, senaryo ve güzel sanatların her türü takipçilerimizin katkısıyla herkesin kullanımına sunulacaktır. Zaman içerisinde sanatın bütün dallarında doyurucu yayın yapmak ve hayatı yaşanılır kılma mücadelesine karınca kararınca katkı sunmak bizi mutlu edecektir.

Ağabeyim şair İlhami Çiçek’in adına 1990 yılında bastırdığımız göğekin kitabını siteye üye olanların indirme fırsatı olmasının yanında, bugüne kadar şair hakkında bilinmeyenlerin, aile olarak, edebiyat tarihine girmesi ve gelecek kuşaklara doğru anlatılması için, hakkında yayımlanan her türlü yazı, metin, şiir vb.. yayımları da bulabileceğiniz bir dosya hazırlıyoruz. Zaman zaman merhum şair hakkında yayıma hazırlamaya çalıştığımız kitabın içeriğinden parçalar da paylaşıma sunulacaktır. Şair hakkında elinde belge, bilgi, resim ve her türlü metin bulunan site takipçileri bunları gönderirlerse katkılarını kamuoyuna duyurmaktan memnun olacağız.

Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinde önemli bir kurum olan Köy Enstitülerinin, 1950 mezunu olan, eğitimci, babam öğretmen merhum Kemal Çiçek'in hayat hikayesini ileride yayımlayacağız. Aynı zamanda Doğu Anadolu insanının makus talihini sabırla ve ilmek ilmek örerek yenmek için nasıl mücadele verdiğini okuyacağız.

Yarım yüz yıl önce vefat eden, Erzurumlu şair Ali Özden’in Doğu Anadolu'nun ücra beldelerinde Sağlık Memuru olarak çalışırken, tanık olduğu olaylar ve insanların dramlarını, türk edebiyatının en müstesna dalı olan hiciv türünde yazdığı şiirlerle anlattığı kitabını bölgede alan araştırması yapan tarihçilere de kaynak olacağı inancıyla yayımlıyoruz.

Zaman içerisinde kamuoyu gündemindeki konularla ilgili anketler düzenlemek, sonuçlarını paylaşmak sizlerin katkısı ile gerçekleşecektir.

Sağlık ve esenlik diliyoruz.

Mehmet Latif Çiçek

SON EKLENEN YAZI
Kemal Çiçek
Kemal Çiçek hakkında bir yazı ...
DEVAMI
GÜNÜN YAZISI:

  NİTELİĞE GÜZELLEME


         Ülkemiz insan kaynağı bakımından zengindir. Bu zenginliğin nitelikle mi yoksa nicelikle mi ilişkilendirildiği konusunda değerlendirme yapan çevreler, durumu iddialarına dayanak yapmak için farklı deliller ileri sürerler. Dünya milletleri ile kıyaslamalar daha çok genç nüfus, yaşlı nüfus ve işgücüne göre yapılmaktadır. İşgücünün; çalışma istek ve yeteneğinde olduğu halde, işsiz olanlar ile halen işi olup çalışanların toplamı olduğunu dikkate alırsak; ülkede üreten ile sadece tüketen nüfusun bütüne oranı insan kaynağı haritasını gösterir. İşgücünün insan kaynağı; üniversiteler ve eğitim kurumlarıdır. Sanayileşme, yatırım, istihdam gibi konularda pek çok uzman, her gün istatistiki verilere dayanarak görüşlerini yayınlıyorlar. İşin o tarafını alan uzmanlarına bırakarak, nitelikli insan yetiştirme konusunda gözden kaçan ve bizce meselenin omurgasını teşkil eden nitelik kısmını doğru tarif etmek gerekir. Nitelikten ne anlıyoruz, nitelikli insan nedir ve ülkemiz nitelikli insan açısından ne kadar zengindir?

         Nitelik kavramı sözlükte; Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet diye tarif ediliyor. Bir mesleğin inceliklerini, diğer meslek dalları ile ilişkisini, bütün içerisindeki yeri ve önem derecesini bilen, mesleğinin niteliklerine sahip kişiler ülkenin zenginliğidir. Bu zenginlik toplumda gelişmenin, kalkınmanın lokomotifi olarak görülmektedir. Devletin insan yetiştirmede takip ettiği politikanın ana hedefi nitelikli insan yetiştirmektir. Eğitim programlarını, küresel dünyadaki rekabeti dikkate alarak, olabildiğince nitelikli, donanımlı insan yetiştirmeye dönük hazırlamaktadır.

      Ancak hepimizin çokça şikâyet ettiği konu; toplumda eğitimli, niteliklerle donatılmış insanların sayısının artması bencilleşmeyi de artırıyor. Ben merkezli anlayışın yaygınlaşması, paylaşımcılığı azaltıyor, sosyal hayatta birbirine güvenmeyenlerin oranı artıyor, toplumda oluşan bu güvensizlik ortamı birlikte yaşamayı zorlaştırıyor. Nitelikli nüfus arttıkça evliliklerin süresi kısalıyor, boşanmalar artıyor. İnsan yalnızlaşıyor, aile bireyleri arasında bile iletişim zayıflıyor. Paylaşım sitelerine bakın, yalnızlığını çeşitli yazar, şair ve sanatçıların sözlerinden alıntılayarak dillendiren bir kitle görürsünüz. Bu insanların hayatını her gün alıntıladığı sözlere göre tanzim ettiğini iddia edemeyiz. Mesela Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözünü hayatının merkezine yerleştirmez ama özlemini de dile getirmiş olur. İş dünyasında, devlet kurumlarında, ticarette,  bürokraside adil, emeğe, samimiyete ve iyi niyete dayalı bir rekabet söz konusu değildir.  Bu nedenle toplumda nitelikli insanların sayısının artması bu sorunları azalttığını söyleyebilir miyiz? Devlet bu durumun yol açtığı sorunları hukuki düzenlemeler yoluyla gidermeye çalışsa da toplumsal huzurun, güvenin sağlanacağını söyleyebilir miyiz? Nitelik kazandırma eğitiminde eksik olan nedir? Nitelik kavramının içinde eksik olan değerler nelerdir sorusunu sormak gerekiyor.

         İlkokuldan itibaren, üniversiteyi bitirinceye kadar alınan eğitimin içeriğinde insanı insan yapan merhamet, sevgi, fedakârlık, paylaşmak gibi kavramların ağırlığı ne kadardır? Çocuk okula başlarken acımasız rekabetin kuralları ile karşılaşıyor, biz’i değil ben’i öğreniyor. Üniversiteye gelinceye kadar bencilliğini pekiştiren bir süreç yaşıyor. İyi bir üniversitenin, gözde bir bölümünden mezun olup, yetişkin olarak sosyal hayata karıştığında insanı insan yapan değerlerin ne kadarını içselleştirmektedir, karar almada öncelikleri olarak yer vermektedir ve içinde bulunduğu kurumdaki iç rekabet buna ne kadar izin vermektedir? Kurulu düzen, her alanda uluslararası rekabetin ülkemizde de geçerli olduğu sisteme göre yürümektedir. İş hayatına veya bürokrasiye katılan çocuklarımız sistemin, hükümran iradenin izin vermediği hiçbir sosyal kavrama hayatlarında öncelik ve önem veremiyorlar.  En makul olanı, bulunduğu işte denileni yerine getirerek bütünün sıradan bir parçası oluyor, sıra dışı olanı da mevzuat hizaya getiriyor.

        ROBOTLARIN İÇİNE MERHAMET-SEVGİ KONULAMIYOR

      Merhametin, şefkatin, biz olmadan ben’in yaşayamayacağını başlarına felaket gelmeden göremiyorlar. Paylaşmanın kişiye kazandıracağı takım ruhunun ileriki hayatında, üyesi olacağı toplumun sinerjisine nasıl katkı sağlayacağını öğrenmeden, bencilliğin ihtirasına kapılıyorlar. İş hayatı, bürokratik hayatı, kuracağı ortaklıklar ve birlikteliklerde belirleyici olan adı konulmamış olsa da ben merkezli, hak ve adaleti dışarıda bırakan bir anlayışın üzerine bina ediyorlar. Bu durumun bizi getirdiği nokta; unutmayalım ki ülkemiz son yarım yüz yıldır, çoğu batıda yüksek eğitimlerini yapmış, yüksek lisans ve doktoralı, bir den fazla dil bilen, devlet yönetimindeki, nitelikli kadroların eli ile çok krizlere girdi. Ne yazık ki her zaman olduğu gibi faturasını da niteliksiz sayılan çoğunluk ödedi. Toplumun çimentosu olan değerlerin çözülmesi, alt üst oluşlar, kutuplaşmalar, kırılmalar o dönemlerde ülkeyi yönetenlerin-nitelikli-yüksek lisanlı ve doktoralı- kadroların aldıkları kararların eseridir. Önümüzdeki kuşağı kaybetmemek adına;

        Okullarımıza UYGULAMALI İNSANLIK DERSİ’ni baraj ders olarak koysak çözüm olur mu? Ya da hayatın her alanında insanı hayatın merkezinde tutan anlayışı hâkim kılacak müfredat geliştirsek karar vericiler ve bunları uygulayacak, ölçme ve değerlendirme yapacak eğitim kadrosu bulabilir miyiz?

 Ne dersiniz?

 26.11.2012

Haberler
MERHABA  
  [1]  
Aktif Forum Konuları
Başlık (!) Konuyu Açan Okunma
  İlhami Çiçek'in Diğer Yarısı Korkut 1054
  GÜLÜŞÜNÜZ SABIKALIDIR yolcu 1033
İstatistikler
Toplam Okunma: 127632
Toplam Üye: 30
Son üyemiz: hceylan3458
Online kişi: 1
Online üyeler:


Anket

Eklenmis Anket Yok!
  
www.mehmetlatifcicek.com
www.mehmetlatifcicek.com
www.temalar.com