Menü
       Ana Sayfa
       Forum
       Dosyalar
       Dökümanlar
       Üyeler
       Önerilen Siteler
       Arama
       Hakkımızda

En Çok Okunan 10 Döküman
 
1 Satranç Dersleri 3 1625
2 İÇLİK 1567
3 HÛTAME 1566
4 Satranç Dersleri 4-5 1565
5 SATRANÇ DERSLERİ - 1 1564
6 Satranç Dersleri 6 1562
7 EY TALİP 1548
8 AMAROK 1506
9 Satranç Dersleri 8 1465
10 Satranç Dersleri 7 1336
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 BAHŞI 184
2 HAVA-SIZLANMA 268
3 ÖLÇÜ-KADER 418
4 ISSIZLIĞI ÜNLEMEK 584
5 ÇEVRE BENİM 636
6 ÇEVRE ve ŞEHİR 798
7 BAYRAMINIZ BAYRAM 989
8 HÛTAME 1566
9 Satranç Dersleri 8 1465
10 Satranç Dersleri 7 1336
 


En Çok Bakılan 10 Dosya
 
1 Göğekin 1391
2 HAVA-SIZLANMA 266
3 İlhami Çiçek - Münze 63
 

Son Eklenen 10 Dosya
 
1 İlhami Çiçek - Münze 63
2 HAVA-SIZLANMA 266
3 Göğekin 1391
 
MERHABA

Merhaba Sevgili Okuyucular,

Eğitim, tarih, edebiyat, şiir, roman, hikâye, mizah, senaryo ve güzel sanatların her türü takipçilerimizin katkısıyla herkesin kullanımına sunulacaktır. Zaman içerisinde sanatın bütün dallarında doyurucu yayın yapmak ve hayatı yaşanılır kılma mücadelesine karınca kararınca katkı sunmak bizi mutlu edecektir.

Ağabeyim şair İlhami Çiçek’in adına 1990 yılında bastırdığımız göğekin kitabını siteye üye olanların indirme fırsatı olmasının yanında, bugüne kadar şair hakkında bilinmeyenlerin, aile olarak, edebiyat tarihine girmesi ve gelecek kuşaklara doğru anlatılması için, hakkında yayımlanan her türlü yazı, metin, şiir vb.. yayımları da bulabileceğiniz bir dosya hazırlıyoruz. Zaman zaman merhum şair hakkında yayıma hazırlamaya çalıştığımız kitabın içeriğinden parçalar da paylaşıma sunulacaktır. Şair hakkında elinde belge, bilgi, resim ve her türlü metin bulunan site takipçileri bunları gönderirlerse katkılarını kamuoyuna duyurmaktan memnun olacağız.

Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinde önemli bir kurum olan Köy Enstitülerinin, 1950 mezunu olan, eğitimci, babam öğretmen merhum Kemal Çiçek'in hayat hikayesini ileride yayımlayacağız. Aynı zamanda Doğu Anadolu insanının makus talihini sabırla ve ilmek ilmek örerek yenmek için nasıl mücadele verdiğini okuyacağız.

Yarım yüz yıl önce vefat eden, Erzurumlu şair Ali Özden’in Doğu Anadolunun ücra beldelerinde Sağlık Memuru olarak çalışırken, tanık olduğu olaylar ve insanların dramlarını, türk edebiyatının en müstesna dalı olan hiciv türünde yazdığı şiirlerle anlattığı kitabını bölgede alan araştırması yapan tarihçilere de kaynak olacağı inancıyla yayımlıyoruz.

Zaman içerisinde kamuoyu gündemindeki konularla ilgili anketler düzenlemek, sonuçlarını paylaşmak sizlerin katkısı ile gerçekleşecektir.

Sağlık ve esenlik diliyoruz.

Mehmet Latif Çiçek

SON EKLENEN YAZI
BAHŞI

Yazı serüvenine uzun bir zamandır, elde olmayan nedenlerle ara vermiştim. Yazma eyleminin aynı zamanda güzel insanların yüreğine sığınma isteği olduğunu insan çıplak yalnızlığa çarptığı zaman daha iyi fark ediyor. Bu fark edişin kişiye telkini şu; İnsan kendi gündemini, önceliklerini ve iç sesini başkalarının fayda gördüğü küçük beklentilere geçici olarak da olsa bırakmamalı. İnsan fıtratı, karşısındakinden sağladığı faydayı sürdürülebilir hale getirdiğinde sıradan bir durum gibi kanıksayıp olağanmış sayabiliyor. Sorunu giderildiğinde endişe ettiği konu-durum önemsizleşiyor. Hayatın zorluklarına karşı direncimizi artırmaya katkı sağlayan biri bir başka zorlukla karşılaşıncaya kadar vefasızlıktan muaf olamıyor. Oysa vefa bize has bir kavram, kadirbilirlik, insanlık ailesi içinde bizi özetleyen tek kelimelik bir cümledir. İnancımız kanaatimizin dayanağını, temelini oluşturuyor. Bir insan birinin derdine hasbi olarak çare olup, fayda sağlayıp, sinesinde güller açacak şekilde hayatına dokunuyorsa, yeryüzünün, gökyüzünün kayıtlarını tutanların tebessümüne mazhar oluyor demektir. Ancak insan ömrü sınırlı, hayatına dokunmak istediğiniz insan sayısı çok olduğunda yazar olarak bildiğinizi, deneyiminizi, birikiminizi hamule haline getirip, muhatap olmak isteyenlere aktarabilir ve kalıcı kılabilirsiniz. Hepimiz sonuçta bir ömür yaşıyoruz. İçini iyi ni ...

DEVAMI
GÜNÜN YAZISI:

  YAD ETMEK


   İnsan anlatır. İnsan dinler. İnsan anlatarak ve dinleyerek büyür. İnsan büyüdükçe dünya küçülür. İnsan dünyadan göçer, dünya kalanlar için yeniden büyür. Canlılar, cansızlar dışındaki dünyaya, doğalarında var olan özellikleriyle ve kurdukları iletişim diliyle varlıklarını hatırlatırlar, kanıtlarlar. Bir kaya parçasının dili; şekli, rengi ve büyüklüğüdür. Doğum bir mucizedir. Doğru iletişim dilini tutturmak ise günümüz insanın edinebileceği en üst beceri düzeyi ve marifetidir. Dil; insan aklının en önemli ürünüdür. Kullanma becerisi de yeryüzünü yaşanılabilir kılan zekâların işidir.

    Diplomasi; bilginin birikimini, yüksek zekâ sahipleri eli ile doğru iletişim dilini kullanarak, sergileme ve sonuç alma sanatı olarak tarif edilebilir. Öğretmeni diplomattan ayıran temel özellik samimiyeti ve muhataplarının rakip olmamasıdır. Öğretmen dersini anlatır, derdini anlatamaz. Mevcut mevzuat, derdini değil, dersini anlatmaya ayarlıdır. Derdini anlatmak için sendikalar kurulmuştur ama devletin yetkilileri-bakanları- karşısında, hala meramını anlatamamaktadır. Görünen mücadele, yıllardır, öğretmenin özlük hakları olarak yürütülmektedir. Gelinen nokta, fiziki ihtiyaçlar üzerinden, rakamlarla tarif edildiği için, memnunlar, gayrı memnunlar olarak istatistiklerde yer almakta, ancak öğretmenin yaşadığı iç burkulmaları kayıt dışı olarak kabul edildiğinden yok sayılmaktadır.

   Devlet gücü, mevzuatın, yaşanılan hayatın gerçeğine tekabül etmesini zorunlu kılmamaktadır. Anadolu’nun ücrasında, yolu olmayan bir köyde, sobasını yakacak odunu ve kömürü olmayan, soğukta, çizmesiz, botsuz okula gelen öğrencilerini, yüreğinin sıcaklığı ile sınıfa bağlamaya çalışan öğretmenle, yıllardır, sıcak makam odalarında, eğitim problemlerini çözecek ve ülkeyi kurtaracak reçeteleri olduğunu iddia edenler aynı mevzuata tabidir. Çünkü mevzuatı bu anlayıştaki zevat yapmaktadır

    İşin daha da ilginç yanı, bu anlayışın temsilcileri, bunca yıldır, milyonlarca öğrencinin, yüz binlerce öğretmenin yaşadığı iç burkulmalarının, incinmelerin, kırgınlıkların bilançolarda görülmemesini, toplum belleğinin kaydetmediğini var sayarak ve hiçbir şey olmamış gibi, yeni bakana kendilerini pazarlayacak cesareti bulmaktadırlar. Göreve gelen ve bu anlayışı yıkacağını iddia eden siyaset erbabı, eğitimin felsefesini hatmetmeden,  ÖĞRETMEN’ lik mesleğini sadece kamu görevi sayan önyargı ile kuruma şekil vermenin faturasını, öğrenciler, veliler, öğretmenler ve okul yöneticilerine ödetmektedir.

   Doğru bir karar olan, 4+4+4 uygulaması, ilköğretim birinci kademe altı-on yaş gurubunun, ergen döneme giren, ikinci kademe on-on dört yaş gurubundan ayrılması hazırlıksız olarak uygulamaya konulmuştur. Binaların yetersizliği, öğretmen dağılımının doğru ve zamanında yapılamaması gibi ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle olumsuz propagandaya yol açmış ve pedagojik olarak doğru bir kararın, başlangıçta kamuoyuna yanlış karar olarak yansıtılmasını sağlamış ve faturası da okul yöneticilerine ve öğretmenlere kesilmiştir. 

   Bu zevatın ürettiği mevzuata göre, tacizci biri, ispatlansa bile A okulundan, B okuluna sürülerek görevine devam etmekte ve tacize uğrayan çocuk, ileriki hayatında, mağduriyetini yüreğine gömerek topluma karışmaktadır. MOBİNG; üniversitelerimizde yeni alan araştırmalarını sağlamış, ancak henüz sonuçları devletin mevzuatı ile hukukileşmemiştir. Başarının ve başarısızlığın tek ölçütü yönetimde karar verici konumda olanların anlayışına göre değişmektedir. Göreve gelen bakanlar; yakıtı olmayan, camını taktıramayan, temizliğini yapacak elemanı bulunmayan okullarda, veliden yardım topluyorlar gerekçesi ile okul yönetimini cezalandırdığında, eğitimi düzelteceklerine inanıyorlardı. Umarız bu anlayış bugün değişir. Çünkü okulun, öğrencinin, öğretmenin sorunları katlanarak, çoğalmaya devam ediyor. Gözlerinizi kapamanız, ışığınızı kalbinize yöneltiyorsa dışınızdaki dünya o ışıktan nasiplenir, aksi kendinize karanlık edersiniz ki bakanlıktaki durum biraz da budur.

   Eğitim teşkilatının omurgasını teşkil ettiklerine inanan bürokratların, uğurladıkları bakan sayısı son çeyrek yüz yılda on beştir. Bakanlığın bu vesileyle proje mezarlığına dönüştüğü süre de bu kadardır? Görevler, makamlar kimseye baki değildir. İnsan adı anıldıkça yaşarmış, ancak ; “Ölülerinizi hayırla yâd ediniz” kutlu sözünün; diri iken hayırlı iş yapanları kastettiği de hatırlanmalıdır.

04.02.2013

 

 

Haberler
Ana sayfaya "Günün Yazısı" bölümü eklendi...  
Ana sayfaya "Son Eklenen Yazı" bölümü eklendi...  
İlhami Çiçek - Münzevi yaşadı, münzevi öldü...  
  [1]  
Aktif Forum Konuları
Başlık (!) Konuyu Açan Okunma
  İlhami Çiçek'in Diğer Yarısı Korkut 695
  GÜLÜŞÜNÜZ SABIKALIDIR yolcu 738
İstatistikler
Toplam Okunma: 92637
Toplam Üye: 26
Son üyemiz: ahmet
Online kişi: 1
Online üyeler:


Anket

Eklenmis Anket Yok!
  
www.mehmetlatifcicek.com
www.mehmetlatifcicek.com
www.temalar.com