Menü
       Ana Sayfa
       Forum
       Dosyalar
       Dökümanlar
       Üyeler
       Önerilen Siteler
       Arama
       Hakkımızda

En Çok Okunan 10 Döküman
 
1 EY TALİP* 779
2 İÇLİK 741
3 AMAROK 738
4 HÛTAME * 709
5 GÖZ AĞRISI 552
6 MONOLOG 550
7 SATRANÇ DERSLERİ - 1 536
8 Satranç Dersleri 3 532
9 Satranç Dersleri 4-5 510
10 Satranç Dersleri 8 506
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 ÇEVRE BENİM 110
2 ÇEVRE ve ŞEHİR 135
3 BAYRAMINIZ BAYRAM 124
4 HÛTAME * 709
5 Satranç Dersleri 8 506
6 Satranç Dersleri 7 451
7 Satranç Dersleri 6 484
8 Satranç Dersleri 4-5 510
9 Satranç Dersleri 3 532
10 AMAROK 738
 


En Çok Bakılan 10 Dosya
 
1 Göğekin 542
 

Son Eklenen 10 Dosya
 
1 Göğekin 542
 
MERHABA

MERHABA SEVGİLİ OKUYUCULAR,

SİTEMİZİN TAKİPÇİLERİ, İNSAN; HAYATI ANLAMLANDIRAN KAVRAMLARIN TOPLAMIDIR. AŞK, SEVGİ, EMEK, DEĞER, PAYLAŞMAK, CENNET-CEHENNEM VB.. ÖLECEĞİNİ BİLEN TEK CANLI İNSANIN ÖMRÜNÜ HAYAT YAPAN ŞEY, İÇİNİ DOLDURDUĞU KAVRAMLARDIR. GÖZÜMÜZÜ AÇTIĞIMIZ DÜNYAYI ALGILAMAK, ÖĞRENDİKLERİMİZ VE TANIK OLDUKLARIMIZI ANLAMLANDIRARAK BİZDEN SONRAKİ KUŞAKLARA AKTARMAK BİZİ İNSAN YAPAN ÖZELLİKLERİMİZDİR. HAYATIN MERKEZİNE İNSANI KOYAN BİR ANLAYIŞ SINIRLARIMIZI BELİRLİYOR. İLETİŞİM ARAÇLARININ YAYGINLAŞMASI VE KULLANIM KOLAYLIĞI, HAYATIN KARŞIMIZA ÇIKARDIĞI ZORLUKLARA KARŞI GÖSTERDİĞİMİZ TEPKİLERİN KAMUOYUNDA İNTERNET ARACILIĞI İLE PAYLAŞILMA FIRSATI VERİYOR. BU SİTE DUYARGALARI AÇIK, İNSANLA İLGİLİ, İNSANİ OLAN DEĞERLERİN PAYLAŞILARAK ÇOĞALTILMASI İÇİN KURULDU. KANAATLERİNİZ, GÖRÜŞLERİNİZ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ, ÇÜNKÜ EMEĞİN YERYÜZÜNDE KUTSANMASI ADINA GÖSTERİLEN GAYRETLERİ DİLLENDİREN SİTE OLMAK VARLIK NEDENLERİMİZDEN BİRİDİR.

EĞİTİM,TARİH, EDEBİYAT, ŞİİR, ROMAN, HİKÂYE, MİZAH, SENARYO VE GÜZEL SANATLARIN HER TÜRÜ TAKİPÇİLERİMİZİN KATKISIYLA HERKESİN KULLANIMINA SUNULACAKTIR. ZAMAN İÇERİSİNDE SANATIN BÜTÜN DALLARINDA DOYURUCU YAYIN YAPMAK VE HAYATI YAŞANILIR KILMA MÜCADELESİNE KARINCA KARARINCA KATKI SUNMAK BİZİ MUTLU EDECEKTİR.

AĞABEYİM ŞAİR İLHAMİ ÇİÇEK’İN ADINA 1990 YILINDA BASTIRDIĞIMIZ GÖĞEKİN KİTABINI SİTEYE ÜYE OLANLARIN İNDİRME FIRSATI OLMASININ YANINDA, BUGÜNE KADAR ŞAİR HAKKINDA BİLİNMEYENLERİN, AİLE OLARAK, EDEBİYAT TARİHİNE GİRMESİ VE GELECEK KUŞAKLARA DOĞRU ANLATILMASI İÇİN, HAKKINDA YAYIMLANAN HER TÜRLÜ YAZI, METİN, ŞİİR VB.. YAYIMLARI DA BULABİLECEĞİNİZ BİR DOSYA HAZIRLIYORUZ. ZAMAN ZAMAN MERHUM ŞAİR HAKKINDA YAYIMA HAZIRLAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ KİTABIN İÇERİĞİNDEN PARÇALAR DA PAYLAŞIMA SUNULACAKTIR. ŞAİR HAKKINDA ELİNDE BELGE, BİLGİ, RESİM VE HER TÜRLÜ METİN BULUNAN SİTE TAKİPÇİLERİ BUNLARI GÖNDERİRLERSE KATKILARINI KAMUOYUNA DUYURMAKTAN MEMNUN OLACAĞIZ.

CUMHURİYET DÖNEMİ EĞİTİM TARİHİNDE ÖNEMLİ BİR KURUM OLAN KÖY ENSTİTÜLERİNİN, 1950 MEZUNU OLAN, EĞİTİMCİ, BABAM ÖĞRETMEN MERHUM KEMAL ÇİÇEK'İN HAYAT HİKAYESİNİ İLERİDE YAYIMLAYACAĞIZ. AYNI ZAMANDA DOĞU ANADOLU İNSANININ MAKUS TALİHİNİ SABIRLA VE İLMEK İLMEK ÖREREK YENMEK İÇİN NASIL MÜCADELE VERDİĞİNİ OKUYACAĞIZ.

YARIM YÜZ YIL ÖNCE VEFAT EDEN, ERZURUMLU ŞAİR ALİ ÖZDEN’İN DOĞU ANADOLUNUN ÜCRA BELDELERİNDE SAĞLIK MEMURU OLARAK ÇALIŞIRKEN, TANIK OLDUĞU OLAYLAR VE İNSANLARIN DRAMLARINI, TÜRK EDEBİYATININ EN MÜSTESNA DALI OLAN HİCİV TÜRÜNDE YAZDIĞI ŞİİRLERLE ANLATTIĞI KİTABINI BÖLGEDE ALAN ARAŞTIRMASI YAPAN TARİHÇİLERE DE KAYNAK OLACAĞI İNANCIYLA YAYIMLIYORUZ.

ZAMAN İÇERİSİNDE KAMUOYU GÜNDEMİNDEKİ KONULARLA İLGİLİ ANKETLER DÜZENLEMEK, SONUÇLARINI PAYLAŞMAK SİZLERİN KATKISI İLE GERÇEKLEŞECEKTİR.

SAĞLIK VE ESENLİK DİLİYORUZ.

MEHMET LATİF ÇİÇEK

GÜNÜN YAZISI:

  GÖZÜNÜN KURDU

         Yeryüzünde kaybedenlerin tarihi öksüzdür, kayıtlardan muaftır. Bu coğrafyada, muktedirler ve hükümranlar tarihin öznesi, yönetilenler ise figüranlar olarak yer alır. Müslüman ahali tebaadır, kuldur. Varlığını, erdem saydığı geleneksel dini inancının öğretisine bağlamış ve devletine kul olmuştur. İnsanın cüz-i iradesi devletin külli iradesine tabiidir. Hristiyan ve diğer dinlere mensup azınlıklar ise özel hukuka tabiidir. Osmanlı devletinde bu durum 18.yy. sonuna kadar böyle gelmiştir. Bu nedenle, bugün iktidarların aldığı kararlara karşı gösterilen toplumsal tepkileri doğru okumak için tarihte yaşananların, toplum belleğinde karşılığını doğru okumak gerekir. Bugünlere taşınan kaygı, korku ve öfkelerin toplumun bilinçaltına hangi darbelerle yerleştiğine ve gerekçelerine göz atmak,  belleğimizi yoklamak kanaatimizce bir zorunluluktur.

          Osmanlı devletinin son yüz yılı, geri kalmışlığın nedeni olarak gösterilen bu anlayışın batı eli ile sorgulandığı devirdir. Fransız ihtilali ile Avrupa kıtasında başlayan bu akım; imparatorun mutlak iradesine karşı yoksul halkın ve ticareti elinde tutan burjuvazi öncülüğünde, isyanı sonucu elde ettiği kazanımlar olarak ifade edilebilir. Bu akım kısa sürede bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Birey özgürlüğü, mülkiyet hakkının hukuki teminata alınması ve İmparatorun kilise ile birlikte oluşturduğu iktidarına son vermiş ve laik hukuk düzenini kurmuştur. Liberalizm ve milliyetçilik siyasi düşünce olarak ihtilalle gelişmiştir. Osmanlı imparatorluğu gibi çok ulustan meydana gelen, yerleşik düzeni ve zengin kaynakları olan ülkeler bu durumdan en çok zarar gören ülkeler olmuşlardır.

           Kapalı ekonomisi olan, birden çok ulusu barındıran Osmanlı Devletinin geçmişte ekonomisini elinde tutan ve gücü olan azınlıklar, her dönem dini mensubiyetleriyle batının doğal müttefiki ve işbirlikçisi olmuşlardır. Bağımsız devlet olma istekleri, milliyetçi fikirleri uygulamaya koymak için isyan etmelerini kolaylaştırmıştır. Avrupa’nın desteklediği azınlıkların başkaldırması, içte güvenliği tehdit etmiş ve toplumsal ahengi bozmuştur. Savaşlarla, toprak kaybından dolayı yaşanan göçlerle, asli unsur olan Müslüman tebaa hükümran bir devletin, onurlu sahibi olduğu duygusunu, yani özgüvenini kaybetmeye başlamıştır. Süreç 1820 li yıllarda, batı bölgesinde Mora isyanı ile başlamış ve Girit’e yayılmıştır.  Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa isyanı bastırmış ancak bu kez kendisi bağımsızlığını ilan etmiştir. İsyanı ile baş edemeyen devlet valinin kellesini almış ama kısa süre sonra o bölgeyi kaybetmiş ve bugünkü Yunanistan’ın kuruluşunu engelleyememiştir. Türklere soykırım uygulanmış ve bölge İngiliz, Fransız ve Rusların desteği ile kısa sürede Rumlaştırılmıştır. Bu tarihten sonra Balkanlar barut fıçısı olmuş, elden çıkıp, birçok bağımsız devlet kuruluncaya kadar Türkler için tarihin gördüğü en büyük zulümlerin yaşandığı coğrafyaya dönüşmüştür. İsyan azınlıklarla kalmamış, dört yüz yıl vilayetimiz olan Mısır’ın Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın başkaldırması, devleti ve saltanatı tehdit eder boyuta gelmiştir. Oğlu İbrahim paşa komutasındaki isyancıların Kütahya’ya kadar gelmesi üzerine, acze düşen ve çaresiz kalan devlet, ezeli düşmanı Rusya’dan yardım talep etmiştir. Çünkü padişah ve saltanat tehlikeye girmiştir. İstanbul’da İstinye sırtlarına beş bin Rus askeri İstanbul’u ve padişahı korumak için çadır kurmuştur. On bin Rus askeri ise Sivastopol şehrinde hazır tutulmuştur. Batıda, balkanlarda ve doğuda, Kuzey Afrika da ki topraklarda devletin hükümranlığı kâğıt üzerinde kalmış ve kaybedilen her toprak parçası Müslüman tebaanın zihin dünyasında ezikliği kalıcı hale getirmiştir.

           Osmanlı devletinde geleneksel yönetim şeklinin devlet katında yetersizliğinin sorgulandığı bu dönem, batılıların baskısı ile önce Islahat fermanı, sonra Tanzimat fermanı yayımlanarak sürmüştür. Mutlakıyeti sonlandırma, padişahın yetkilerini sınırlandırma ve sorunların çözümünü batılı usullerle gerçekleştirecek kurumlar aracılığı ile modernleşme başlatılmıştır. Tanzimat Fermanı ile hukuktan, ekonomiye, eğitimden dış politikaya ve askeri konulara kadar çok köklü değişiklikler yapılmıştır. Böylece modernleşme ve merkezi devleti güçlendirme devlet politikası olmuştur. Ancak savaşlar ve içeride başlatılan isyanlarda yaşanan felaketler, alındığı varsayılan tedbirlere rağmen devlet gücünü zaafa uğratmıştır. Durumu gören batılı devletlerin elçileri padişaha ve sadarete, her konuda akıl verme ve içişlerimize doğrudan müdahale etme cesareti bulmuşlardır.

           Asya’da ki kurduğumuz devletleri ve uygarlığı saymazsak, biz ki bu coğrafyada üç kıtaya, bin yıl hükmetmiş, irfanı ile savaş stratejisi ile dünyaya ve mensubu olduğu dinin yorumlarını İslam dünyasına nas gibi kabul ettirmiş bir milletin torunlarıydık. Buğday başağını kıble belleyen, kitaba eş tutan bir anlayışı düstur sayardık. Sırtını doğunun irfanına kapatan, ancak yüzünü döndüğü batının albenili cazibesinden, kamaştığı için gözünü açamayan ve bu nedenle görme sinirleri meflûç olan bir millete nasıl dönüştük? Sorusu, yönetenlerin ve toplumun gündemine girmiştir. Uğranılan felaketleri,  acıları, belleğine kaydeden ve özgüveni sarsılan toplumun yaşadığı bu kırılma devlet yönetimindeki anlayışın da sorgulanmasını zorunlu kılmıştır. Osmanlı seçkinleri, geri kalmışlığın ana nedenini askeri alanda alınan yenilgilere bağlamış ve batının ilim ve tekniğini alma niyetini batılı kurumlar oluşturarak göstermiştir. Bin yıllık örf ve inancını besleyen, buyurgan bir devletin hükümran olan ve kendini asli unsur sayan Türkler sahip olduğu varlıkların hızla elden gitmesinin yanında, yüzlerce yıl yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığı için, devletin gerçekleştirmeğe çalıştığı bu değişimi hemen içselleştirmemiştir. Beş yüz yıl önce fethedilen topraklarda, ödenen bedellerle sahip olunan varlıkların kısa sürede ve çok büyük acılar çekerek, zulme uğrayarak elden çıkması, insanımızın mevcudu koruma kaygısında dolayı muhafazakâr olarak nitelendirilmesine yol açmıştır.

          Batı ise sömürgeciliğin sağladığı sermaye birikimini Fransız ihtilali ile sanayileşmeye evirilmesini sağlamıştır. Fransız devrimi iktidarı kilise ve imparatorun elinden almış, laik hukuku, kişi hak ve özgürlüklerini, insanların mülk edinmelerini ve mülklerinde tasarruf yapabilmelerinin önünü açmıştır. Gelişen sanayisine hammadde deposu ve pazarı olarak gördüğü Osmanlı devletini her taraftan kuşatmak ve yıkmak için başta askeri olmak üzere bütün kurumlarını harekete geçirmiştir. Hristiyan tebaanın yoğun olduğu bölgelerde isyanlar çıkarmıştır. Devletin güçlü olduğu dönemde ekonomik faaliyetlerin önemli unsuru olan Hristiyan tebaanın içine devletin acze düştüğü dönemde bağımsız devlet kurma düşüncesini sokmuştur. Bu harekete İngiltere ve Amerika’da katılmış ve yüzlerce misyoner okulları olarak kolejler açılmıştır. Azınlıkların modern eğitim imkânları ile öğrenim görmeleri, nitelikli insan yetiştirerek, Osmanlıdan koparılacak topraklar üzerinde kurulacak devletlere kadro yetiştirmiştir. Nitekim 1870 yılında Merzifon’a kolej açmak isteyen Amerikalı misyoner George E. White hatıralarında kendisine” ta Amerikalardan buraya- Merzifon’a- bu kadar masraf yapıp neden kolej açıyorsunuz” sorusuna ; Biz bu okulda, bu coğrafyayı önümüzdeki yüz yıl yönetecek kadroları yetiştireceğiz..diyerek sömürgeci niyetlerini ifade etmiştir. Nitekim Ermeni Taşnak partisinin çoğu kadrosu bu okuldan mezun olmuşlardır. Öte yandan 1838’de İngiliz Ticaret sözleşmesi ile İngiliz dokuma fabrikalarının ucuz emek ürünleri ülkeye gümrüksüz girmiştir. O tarihe kadar kendi ihtiyacını geleneksel usullerle üreterek, iç pazara göre üretim yapan on binlerce dokuma tezgâhı beş yıl içerisinde kapanmıştır. Kapalı ekonomi ve sosyal hayat sürdüren toplum bu haksız rekabete hazırlıksız yakalanmış, dışarıda toprak kaybı, içeride ilkel ve yüksek maliyetli üretim yöntemlerine karşılık ucuz mal ithali, hassas olan ekonomik yapıyı bozmuştur.  Örnekleri çoğaltmak yazının sınırlarını aşar. Ancak arka arkaya gelen yenilgiler, toprak kaybı ve ekonomideki bozulma devletin Müslüman tebaa üzerindeki mutlak iradesini sarsmıştır. Batının üstünlüğü, toplumun yaşadığı felaketler, acılar ve buna karşın devletin zaafının genel kabule dönüşmesi ile bilinçaltına yer etmiştir. Bir diğer ifadeyle toplumsal ezikliğimiz kolektif hale gelmiştir. Savaşlar, esaretler, yıkımlar, zulümler Anadolu’da bu durumu veciz olarak ifade eden “insanımızın gözünün kurdunu kırmıştır” sözü ile ifade edilebilir.


15.07.2013

Haberler
Aktif Forum Konuları
Başlık (!) Konuyu Açan Okunma
  İlhami Çiçek'in Diğer Yarısı Korkut 138
  GÜLÜŞÜNÜZ SABIKALIDIR yolcu 196
  Sitede Olması Gerekenler admin 472
İstatistikler

IP Adresiniz:

93.89.225.254
Toplam Okunma : 32094
Toplam Üye: 19
Son üyemiz :
Online kişi : 1
Online üyeler:


Anket

Eklenmis Anket Yok!
  
www.mehmetlatifcicek.com
www.mehmetlatifcicek.com
www.temalar.com